“Depozitoyu nasıl yatırırım?”
Bu ürün bir fikirden doğmadı. Bir ihtiyaçtan doğdu.
Satışçıydım. Sonra satış ekibi yönettim. Sonra kendi şirketimi kurdum. Aynı problemi üç farklı koltuktan yaşadım.
Satışçıyken listemdeki lead'lere yetişemiyordum. Kime ne zaman döneceğimi hafızamda tutuyordum — ve hafıza, satışın en pahalı yeridir. Unuttuğum her takip, kapanmayan bir satıştı.
Yönetici olunca aynı şeyi ekranın öbür tarafından gördüm. Ekibim kötü satmıyordu. Takip kaybediyordu. CRM'de her şey kayıtlıydı ama kayıt satış yapmaz. Kimin hangi konuşmayı unuttuğunu ancak müşteri rakibe gidince öğreniyorduk.
Kurucu olunca üçüncü boyutu gördüm: bu problem kişilerle çözülmüyor. Daha çok satışçı, daha çok toplantı, daha çok “arkadaşlar takipleri unutmayalım” mesajı — hiçbiri işe yaramıyor. Çünkü sorun insanlarda değil, sistemin olmamasında.
Ve şunu net söyleyeyim: satış, insan temasıyla yaşayan bir iş. Müşteri güveni konuşmada kurulur, telefonda kurulur, ilişkide kurulur. Satışçıyı CRM doldurmaya, Excel güncellemeye, “kime dönecektim” listesi tutmaya hapsetmek — yani otomatikleştirilebilir işler için müşteriyle temasını kesmek — kabul edilemez bir kayıptır. Makinelerin yapabileceği işi insana, insanın yapması gereken işi şansa bırakıyoruz. Tam tersi olmalı.
Upsense'i önce kendi ekibimiz için kurduk. Gerçek lead'lerle, gerçek konuşmalarla, gerçek kayıplarla test ettik. Her özellik bir satışçının yaşadığı gerçek bir problemden çıktı — bir beyaz tahta oturumundan değil. Bugün hâlâ öyle geliştiriyoruz: sahada ne kırılıyorsa, sistemde onu çözüyoruz.